<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Zayıflama Diyet Makyaj Gebelik Bakım &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.aromaturk.com/category/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aromaturk.com</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Feb 2010 07:18:00 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kuru Kiraz Sapının Faydaları</title>
		<link>http://www.aromaturk.com/saglik/336/kuru-kiraz-sapinin-faydalari/</link>
		<comments>http://www.aromaturk.com/saglik/336/kuru-kiraz-sapinin-faydalari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 07:18:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aromaturk.com/?p=336</guid>
		<description><![CDATA[Bir çok derde deva olan kiraz sapının, idrar söktürücü özelliğiyle de böbreklerin dostu olduğu bildirildi. Kiraz sadece meyvesiyle değil, kökleri, kerestesi, kabukları, zamkı, yaprakları, çiçekleri, çekirdeği ve meyve sapları da kullanılabilen çok yönlü bir bitki.

Ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde kullanılan kirazın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;"><img class="alignnone" title="kiraz sapı fayda" src="http://1.bp.blogspot.com/_lj-a2SX2upM/SlJss8It0ZI/AAAAAAAAAng/uGQuvyziBbE/s320/kiraz-sap%C4%B1.jpg" alt="" width="320" height="293" />Bir çok derde deva olan kiraz sapının, idrar söktürücü özelliğiyle de böbreklerin dostu olduğu bildirildi. Kiraz sadece meyvesiyle değil, kökleri, kerestesi, kabukları, zamkı, yaprakları, çiçekleri, çekirdeği ve meyve sapları da kullanılabilen çok yönlü bir bitki.<br />
</span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;">Ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde kullanılan kirazın sapları idrar söktürücü olduğu gibi bronşite karşı da kullanılıyor. </span></span><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;">Gölgede iyice kurutulan saplarla hazırlanan şuruplar veya demlemelerle iyileşme sağlanabiliyor. Saplar gerekirse kıyılarak bir gün süreyle su içinde ıslanmaya ve yumuşamaya bırakılıyor. Bir litre su içine bir küçük avuç sap konularak hazırlanacak demlemeden günde 3-4 fincan içiliyor. Bu demleme günde 2 kez el ve ayak banyosu şeklinde de kullanılabiliyor. Ya da hazırlanan kiraz sapı demlemesi taze veya kurutulmuş kiraz üzerine boşaltılarak yarım saat bekletildikten sonra süzülerek aynı dozda içilebiliyor. Kirazın sapları ayrık ve mısır püskülüyle kaynatılarak demlendiğinde ise ayak ve karın şişliğinde, arpayla kaynatılarak elde edilen demlemeyse idrar söktürücü olarak kullanılıyor.</span></span><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;">Aktarlar ise kiraz saplarının en çok idrar yolları enfeksiyonları için tercih edildiğini belirterek, kiraz sapı çayının vücuttaki ödemlerin atılmasında da etkili olduğunu söylediler. </span></span><br />
<span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;"><br />
Baharın habercisi kirazın kolesterolü ve kan şekerini düşürücü, kalp sağlığını iyileştirici etkisi var. İşte kirazın faydaları..</p>
<p>Kiraz fitokimyasallar açısından zengindir. Bunlar: anthocyanins (mevye ve sebzelerin rengini veren pigmentler; ki bunlar hücreleri zararlı kanserojen maddelere karşı koruyan antioksidan özellikleri sebebiyle kansere karşı seçenek oluşturabilirler). Aynı şekilde bir flavonoid olan quercetinki içinde hem anti-kanser bir oluşum, hem de anti-imflamotoral ve intihistaminik (alerji ve enfeksiyon önleyici) özellikler taşıyan bir antioksidandır.<br />
</span></span></p>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;">Kiraz hem kolesterolü hem de kan şekerini düşürmeye yardımcı olabilir. </span></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;">100 gram kirazda, 17 bin miligram C vitamini bulunmaktadır. Her insanın günde 60-80 miligram C Vitamini alması gerekiyor. </span></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;">B1, B2, B5 vitaminleri, magnezyum ve kalsiyum da bulunmaktadır. </span></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;">Ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağlayabilir. Bu nedenle romatizma ve gut hastalıkları, eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde kullanılabilir. </span></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;">Kabızlığı önlemede etkilidir. Kirazda bulunan kinik asit, böbreklerin taş ve kum yapmasını önleyebilir ve varsa zamanla dökülmesine yardımcı olabilir. </span></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;">Kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olabilir. </span></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;">Aşırı ilaç tüketimi ile karaciğerde oluşan yükün azaltılmasında yardımcı olabilir. </span></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;">Nikotinin vücuttan atılmasında yardımcı olur. </span></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;">Adet döneminin rahat geçmesine yardımcı olur.</span></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;">İçerdiği meyve şekeri levüloz rahat sindirilebildiği için, şeker hastaları da kirazı yanında protein kaynağı besinlerle birlikte tüketebilir.<br />
</span></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;">A vitamininin önemli bir kaynağı olan karoteni içeren kiraz, göz problemlerinin önlenmesinde yardımcı olabilir.<br />
</span></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;">20 kirazda 12 &#8211; 25 miligram arasında antosiyanin bulunmaktadır, bu da bir aspirinden on kat daha etkilidir.<br />
</span></span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: small;">30 gram kiraz sapını 1 litre suda 10 dakika kaynatarak hazırlayacağınız çay, böbrekleri çalıştırarak, diüretik (idrar söktürücü), kan ve idrar yolları temizleyicisi, safra akımını sağlayıcı, bağırsak düzenleyici etki gösterebilir.</span></span></li>
</ul>
<p> </p>
<p><!-- / message --><!-- sig --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aromaturk.com/saglik/336/kuru-kiraz-sapinin-faydalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Beslenme Sağlıklı Bireyler</title>
		<link>http://www.aromaturk.com/saglik/323/saglikli-beslenme-saglikli-bireyler/</link>
		<comments>http://www.aromaturk.com/saglik/323/saglikli-beslenme-saglikli-bireyler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2010 08:13:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aromaturk.com/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[En büyük hataların temelinde nasıl besleneceğimizi bilmemiz çıkıyor.
Beslenirken büyük hatalar yapıyoruz ve sonucunda gelen hatalıklar rahatsızlıklar…
Beslenme yanlışlarımız neler getiriyor?
-şişmanlık,
-hipertansiyon,
-kalp hastalığı,
-diyabet,
-kanser gibi hastalıklar.
Sorun aslında çok yemek veya aşırı yemek değil. Yanlış besin seçimleri yapmak.
YANLIŞ beslenmeye bizi neler zorlar?
Yaşamımız… Yaşamımız tempolu hızlı ve telaşlı ise mesela. Hızlanmış hayat, hızlı yiyeceklerin yani fast-foodların
tüketimini körüklüyor. Aşırı kalori yüklü, vitamin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" title="saglıklı" src="http://www.faydalibilgiler.com/Resimler/kategoriler/YiyecekIcecek_SaglikliBeslenme.jpg" alt="" width="300" height="230" />En büyük hataların temelinde nasıl besleneceğimizi bilmemiz çıkıyor.<br />
Beslenirken büyük hatalar yapıyoruz ve sonucunda gelen hatalıklar rahatsızlıklar…</p>
<p>Beslenme yanlışlarımız neler getiriyor?<br />
-şişmanlık,<br />
-hipertansiyon,<br />
-kalp hastalığı,<br />
-diyabet,<br />
-kanser gibi hastalıklar.</p>
<p>Sorun aslında çok yemek veya aşırı yemek değil. Yanlış besin seçimleri yapmak.</p>
<p>YANLIŞ beslenmeye bizi neler zorlar?</p>
<p>Yaşamımız… Yaşamımız tempolu hızlı ve telaşlı ise mesela. Hızlanmış hayat, hızlı yiyeceklerin yani fast-foodların<br />
tüketimini körüklüyor. Aşırı kalori yüklü, vitamin, mineral, flavonoid, antioksidan ve posa fakiri fast-food<br />
besinler ve atıştırmalar sağlığımızı tehlikeye sokuyor.</p>
<p>SAĞLIK İÇİN BESİN</p>
<p>Sadece karnınızı doyurma amacı gütmeyin. Karnınızın doyması demek sağlıklı beslenmek anlamına gelmiyor.<br />
Sağlıklı beslenmek sağlıklı sebzelerle meyvelerle tahıllarla olur. Hızlı ayakta yenilen kuru yemekler çok<br />
şekerli çok lezzetli fakat vitaminsiz bol kalorili şeyler değildir.</p>
<p>Beslenme yanlışlıklarımız;</p>
<p>-Kolalı ve şekerli içecekleri fazla tüketmek,</p>
<p>-Hazır tatlı-tuzlu-yağlıları sıkca yemek,</p>
<p>-Doymuş yağlara (margarin, tereyağı ve diğer hayvansal yağlar) yoğunlaşmak,</p>
<p>-Tuzdan ve şekerden uzak durmamak,</p>
<p>-Fast-food ürünlere (burgerler, patates kızartması) hemen öncelik vermek ve tüketmek,</p>
<p>-Aşırı miktarda besin tüketmek ya da aşırı miktarda az tüketmek,</p>
<p>-Tek yönlü beslenmek (Hep aynı şeyleri yemek)</p>
<p>-Gün içersinde Öğünleri atlamak, unutmak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aromaturk.com/saglik/323/saglikli-beslenme-saglikli-bireyler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Melissa (Oğulotu) Bitkisi Stresi Azaltıyor</title>
		<link>http://www.aromaturk.com/saglik/321/melissa-ogulotu-bitkisi-stresi-azaltiyor/</link>
		<comments>http://www.aromaturk.com/saglik/321/melissa-ogulotu-bitkisi-stresi-azaltiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2010 08:06:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aromaturk.com/?p=321</guid>
		<description><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genetik Anabilim Dalı Başkanlığı Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Elif Tuncer, melissa bitkisinin sinirsel kökenli çarpıntılarda, hafif depresyon, sıkıntı ve streslerde rahatlatıcı rol oynadığını, psikolojik rahatsızlıklardan kaynaklanan sıkıntı verici olayların düşüncelerini zihinden uzaklaştırmakta yararlı olduğunu belirtti.
Çayın kasları gevşetici özelliği bulunduğunu dile getiren Tuncer, “Melissa, büyük bir huzur verir. Melisa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genetik Anabilim Dalı Başkanlığı Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Elif Tuncer, melissa bitkisinin sinirsel kökenli çarpıntılarda, hafif depresyon, sıkıntı ve streslerde rahatlatıcı rol oynadığını, psikolojik rahatsızlıklardan kaynaklanan sıkıntı verici olayların düşüncelerini zihinden uzaklaştırmakta yararlı olduğunu belirtti.</p>
<p>Çayın kasları gevşetici özelliği bulunduğunu dile getiren Tuncer, “Melissa, büyük bir huzur verir. Melisa bitkisi özü, sinir sistemini gevşetici ve uykuyu kolaylaştırıcıdır. Zaman’ın haberine göre uyku getirdiği bilinen yoğurtla bir araya gelince de bütün gece gözünü bile kırpamayanlar için birebirdir.” dedi.</p>
<p>Sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklarda, mide spazmında, sinir sistemi ve kalp rahatsızlıklarında tansiyonu düzenleyici olarak ağrı kesici ve rahatlatıcı olarak da kullanılan melissanın zekâyı artırdığı, mide ülserine iyi geldiği, kaynatılarak suyu vücuda sürüldüğünde ter kokusunu kestiği ve beyin damarlarını açtığı bilinirken, hiçbir yan etkisi de bulunmuyor.<br />
Yine, bilim adamlarına göre; sinirsel kökenli çarpıntılarda, hafif depresyon, sıkıntı ve streslerde rahatlatıcı rol oynamakta, psikolojik rahatsızlıklardan kaynaklanan sıkıntı verici olayların düşüncelerini zihinden uzaklaştırmaktadır. Melissa Latince’de ‘arı’ anlamına gelmektedir. 2000 yıldır Akdeniz ülkelerinde popüler bir arı bitkisidir. Bu bitkiyi almak isteyenler fakültemiz kantinlerine uğrayabilir.”</p>
<p>Melissa Çayı, kurutulmuş yaprakların üzerine kaynamış su döküerek 5-10 dakika demlenmesiyle elde edilir. Bal veya şeker ilave edilerek içilir.<img class="alignnone" title="melisa cayı" src="http://myakwa.files.wordpress.com/2009/01/aloysia-triphylla1.jpg" alt="" width="350" height="350" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aromaturk.com/saglik/321/melissa-ogulotu-bitkisi-stresi-azaltiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>meyveler ve faydaları</title>
		<link>http://www.aromaturk.com/saglik/318/meyveler-ve-faydalari/</link>
		<comments>http://www.aromaturk.com/saglik/318/meyveler-ve-faydalari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 14:15:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aromaturk.com/?p=318</guid>
		<description><![CDATA[Bütün meyveler birbirinden faydalı vitamin ve minerallerden oluşuyor ve hepsi farklı bir rahatsızlığı iyileştiren özelliklere sahip.
Meyvelerin sağlığımız için ne kadar gerekli olduğunu bilmeyenimiz yok, peki hangi meyvenin nelere iyi geldiğini ve ne gibi yararları olduğunu biliyor muyuz?
Meyvelerin yararları
* Vücudumuzun başlıca düşmanı olan kolesterol hiçbir meyvede yoktur
* Meyveler doğal şeker içerir, ne kadar çok meyve tüketirsek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignnone" title="meyveler faydaları" src="http://www.ekspreskurutemizleme.com/meyve.jpg" alt="" width="800" height="600" />Bütün meyveler birbirinden faydalı vitamin ve minerallerden oluşuyor ve hepsi farklı bir rahatsızlığı iyileştiren özelliklere sahip.</strong></p>
<p>Meyvelerin sağlığımız için ne kadar gerekli olduğunu bilmeyenimiz yok, peki hangi meyvenin nelere iyi geldiğini ve ne gibi yararları olduğunu biliyor muyuz?</p>
<p><strong>Meyvelerin yararları</strong><br />
* Vücudumuzun başlıca düşmanı olan kolesterol hiçbir meyvede yoktur<br />
* Meyveler doğal şeker içerir, ne kadar çok meyve tüketirsek beynimizdeki sinir hücreleri de o kadar gelişir, meyve yemek hafızamızı canlandırır<br />
* Meyveler mükemmel bir lif kaynağıdır<br />
* Meyveler vitamin ve mineral açısından çok zengindir<br />
* Az kalorilidirler ve kilo aldırmazlar. (Ancak rejim sırasında kalorisi nispeten yüksek olan incir, muz ve üzümden uzak durun)<br />
* Bol miktarda antioksidan içerirler<br />
* Meyveleri aç karnına yemek sindirimi kolaylaştırır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aromaturk.com/saglik/318/meyveler-ve-faydalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yatmadan önce su içen, kalp krizinden kurtuluyor</title>
		<link>http://www.aromaturk.com/saglik/298/yatmadan-once-su-icen-kalp-krizinden-kurtuluyor/</link>
		<comments>http://www.aromaturk.com/saglik/298/yatmadan-once-su-icen-kalp-krizinden-kurtuluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 09:12:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aromaturk.com/?p=298</guid>
		<description><![CDATA[Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Türk, suyun doğru zamanlarda, doğru miktarlarda içildiğinde insan sağlığı için birçok yararı olduğunu hatırlattı.
İnsan vücudunun yüzde 60-70&#8242;inin sudan oluştuğunu, bu nedenle vücudun su dengesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Türk, &#8220;Bu sıvı dengesinin sağlanması ve metabolizma sonucu ortaya çıkan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Türk, suyun doğru zamanlarda, doğru miktarlarda içildiğinde insan sağlığı için birçok yararı olduğunu hatırlattı.<br />
İnsan vücudunun yüzde 60-70&#8242;inin sudan oluştuğunu, bu nedenle vücudun su dengesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Türk, &#8220;Bu sıvı dengesinin sağlanması ve metabolizma sonucu ortaya çıkan zehirlerin atılması için günde 1, 1.5 litre idrarın çıkarılması lazım. Bu 1 litre idrarın çıkması için de günde 2-2.5 litre su içilmesi gerekir&#8221; dedi.<br />
Prof. Dr. Türk, kanın yüzde 80&#8242;inin sudan oluştuğunu, bu suyun kanın akışkanlığını sağladığını vurgulayarak, şunları anlattı: &#8220;Kanın akışkanlığının azalması, bazı sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Özellikle kalp ve damar hastalığı olan kişilerde, vücudun aşırı sıvı kaybetmesi sonucunda kanın akışkanlığının azalması, kalp krizi ve felce neden olabiliyor. Kan akışkanlığında kanın içindeki sıvı miktarının önemli etkisi var. Akşamları biraz fazla yemek yendiğinde kan içindeki yağ, kolesterol ve protein miktarı artarak akışkanlık azalır. Akşam yemeğinde ve yatmadan önce içilen birkaç bardak su kanın akışkanlığını artıracağı için kalp krizi riskini de azaltıyor. <strong>Bu nedenle sağlımız için gün içinde 2-2.5 litre, yatmadan önce de en az birkaç bardak su içmeliyiz</strong>.&#8221;<br />
 </p>
<p>Yemeklerden en az yarım saat önce de bir bardak su içilmesi ile yiyeceklerin hazmedilmesinin kolaylaşacağını dile getiren Prof. Dr. Türk, aynı şekilde beden ısısının düzenlenmesinde de rolü olan suyun, idrar, ter, nefes ve gaita yolu ile vücuttaki atıkların atılmasında önemli etkisi olduğunu bildirdi.<br />
Suyun, hücrelere gıda ve oksijen taşınmasını sağlama, yiyeceklerin vücutta enerjiye çevrilmesi gibi birçok konuda rolü olduğunu anlatan Türk, dengeli sıvı almanın önemli olduğunu belirtti.<br />
SÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Türk, sıvı ihtiyacının da su, çay ve dengeli içeriği olan maden sularıyla giderilebileceğini sözlerine ekledi.<img class="alignnone" title="saglık" src="http://www.gazeteturka.com/images/news/38962.jpg" alt="" width="397" height="500" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aromaturk.com/saglik/298/yatmadan-once-su-icen-kalp-krizinden-kurtuluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boğaz ağrısı havaleye dönüşebilir</title>
		<link>http://www.aromaturk.com/saglik/293/bogaz-agrisi-havaleye-donusebilir/</link>
		<comments>http://www.aromaturk.com/saglik/293/bogaz-agrisi-havaleye-donusebilir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 08:58:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aromaturk.com/?p=293</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, havale öncesi gelişme geriliği olan çocuklarda havalelerin daha sık ve uzun süreli olabileceği, nöbetlerde bilinç kaybı, gözlerde kayma, morarma, kasılma ve gevşemelerin görülebileceği uyarısında bulundu.
Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Nöroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşe Serdaroğlu, 38 derecenin üstünün yüksek ateş olarak kabul edildiğini ve 39 derecenin üzerine çıkan yüksek ateşin de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, havale öncesi gelişme geriliği olan çocuklarda havalelerin daha sık ve uzun süreli olabileceği, nöbetlerde bilinç kaybı, gözlerde kayma, morarma, kasılma ve gevşemelerin görülebileceği uyarısında bulundu.</p>
<p>Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Nöroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşe Serdaroğlu, 38 derecenin üstünün yüksek ateş olarak kabul edildiğini ve 39 derecenin üzerine çıkan yüksek ateşin de ciddi <a onmouseover="showAd('24101','100240' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>sağlık</strong></span></a> sorunlarına yol açabileceğini söyledi.</p>
<p>Kişide bilinç ve davranış değişikliğinin tıpta “Havale”, enfeksiyon sırasında ateşli dönemlerde görülmesi halinde ise “Ateşli havale” olarak tanımlandığını anlatan Serdaroğlu, “Ateş, havaleden önce mevcut olabildiği gibi havale sırasında ya da havaleden sonra da görülebilir. Genellikle süt çocukluğu ve oyun çocukluğu döneminde, başka bir deyişle 5 ay-5 yaş arasında görülür” dedi.</p>
<p>Serdaroğlu, ateşli havale ya da buna bağlı gelişen ateş yükselmesinin (nöbetler), daha çok üst solunum yolu enfeksiyonlarında izlendiğini belirterek, “Örneğin, boğaz ve kulak enfeksiyonlarında görülür. Daha az sıklıkla idrar yolu ve bağırsak enfeksiyonlarında izlenir. Ateşli havalelerin yaklaşık yüzde 95&#8242;i enfeksiyonun ilk 24 saatinde görülür. Çocuk, 5-10 gün ateşli olabilir ancak havale riski 1-2 gündür” diye konuştu.</p>
<p><strong>“RİSK FAKTÖRLERİ EPİLEPSİ OLASILIĞINI ARTIRIYOR”</strong></p>
<p>Ateşli havalelerin iki şekilde görüldüğünü anlatan Serdaroğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>“İki şekilde görülebilir. En sık olanı basit havalelerdir. Bu tipte tüm vücutta kasılma ve gevşemeler olur. 15 dakikadan kısa sürer. Daha az sıklıkta olanı karmaşık ya da başka bir deyişle kompleks tipidir. Bu tipte nöbetlerde çocuğun vücudunun bir kısmında kasılma ve gevşemeler olur. 15 dakikadan uzun sürer. Fizyolojik belirtiler, hastaya göre değişiklilik gösterir. Sadece bilinç bozukluğu olabilirken, bilinç kaybı gözlerde kayma, morarma, kasılma ve gevşemelerle seyredebilir. Havale öncesi gelişme geriliği olan çocuklarda havaleler daha sık ve uzun süreli olabilir.”<br />
GÜ Tıp Fakültesi Çocuk Nöroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serdaroğlu, karmaşık nöbetler varlığında yani düşük ısıda havale geçirilmesi, ailede epilepsi varlığı, beyin elektrosunun anormal olması, çocuğun zihinsel ve motor gelişiminin geri olması, nöbetin 15 dakikadan uzun sürmesi, vücudunun yarısında nöbet aktivitesinin olmasının önemli risk faktörleri olduğunu vurgulayarak, “Risk faktörleri çoğaldıkça epilepsi riski de artmaktadır. Eğer risk faktörleri çok ise birkaç yıl sonra ateşsiz nöbetler yani epilepsi gelişebilir” uyarısında bulundu.</p>
<p>Ateşli havalelerin beşte birinin genetik olduğunu anlatan Serdaroğlu, çocukların yakın akrabalarında ateşli havale öyküsü aranması gerektiğini ve karmaşık tipli ateşli havale geçiren çocuklarda beyin elektrosu (EEG) çekilmesinin <a onmouseover="showAd('24152','100492' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>uygun</strong></span></a> olduğunu bildirdi.</p>
<p>Ayşe Serdaroğlu, çocukların Sağlık Bakanlığı aşı takviminde yer alan tüm aşıları yaptırmaları gerektiğine de işaret ederek, ailelere çocuklarını enfeksiyondan korumaları ve enfeksiyon durumunda gerekli tedavinin verilmesini sağlamaları, havale durumunda çocuğun yan yatırılması, giysilerinin çıkarılarak ateşinin düşürülmeye çalışılması, ağzı açıksa dişlerinin arasına bir bez parçası konularak çocuğun dilini ısırmasının önlenmeleri yönünde tavsiyede bulundu.<br />
<img class="alignnone" title="bogaz agrısı" src="http://www.yararlibilgiler.net/wp-content/bogazagrisi.jpg" alt="" width="400" height="400" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aromaturk.com/saglik/293/bogaz-agrisi-havaleye-donusebilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adaçayı ve faydaları</title>
		<link>http://www.aromaturk.com/saglik/273/adacayi-ve-faydalari/</link>
		<comments>http://www.aromaturk.com/saglik/273/adacayi-ve-faydalari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 14:09:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aromaturk.com/?p=273</guid>
		<description><![CDATA[Adaçayı sıkça içildiğinde tüm bedeni güçlendirir, kalp krizi tehlikesini azaltır ve kötürümlüklerde çok yaralıdır. Gece terlemelerinde ve aşırı terlemelerde, lavanta çiçeğinin yanı sıra, yardımcı olabilecek tek bitkidir. Gece terlemesine neden olan hastalığı iyileştirir ve bu hastalıkla el ele giden aşırı güçsüzlüğe, canlandırıcı etkisi sayesinde son verir. Hastalık sonrası güçsüzlük hallerinde başarıyla kullanılabilir.
Kanı temizler, karaciğere dosttur.
Onu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adaçayı sıkça içildiğinde tüm bedeni güçlendirir, kalp krizi tehlikesini azaltır ve kötürümlüklerde çok yaralıdır. Gece terlemelerinde ve aşırı terlemelerde, lavanta çiçeğinin yanı sıra, yardımcı olabilecek tek bitkidir. Gece terlemesine neden olan hastalığı iyileştirir ve bu hastalıkla el ele giden aşırı güçsüzlüğe, canlandırıcı etkisi sayesinde son verir. Hastalık sonrası güçsüzlük hallerinde başarıyla kullanılabilir.</p>
<p>Kanı temizler, karaciğere dosttur.</p>
<p>Onu kramplarda, omurilik rahatsızlıklarında, beze hastalıklarında ve organ titrekliklerinde büyük bir başarıyla kullanıyorlar. Yukarda belirtilen hastalıklarda, günde 2 su bardağı çay yudumlanarak içilmelidir. Adaçayı, hasta karaciğeri de çok olumlu etkiler, onunla ilgili tüm rahatsızlıkları giderir ve gazları yok eder. Kan temizleyici etkisi vardır. Solunum organlarını ve mideyi balgamsı salgılardan temizler, iştah açıcıdır. Mideyi ve bağırsakları rahatlatır, gazların dışkılanmasını sağlar. Kramp çözücü etkisi sayesinde, ishalde çok rahatlatıcıdır. Böcek sokmalarında, sokulan bölgeye adaçayı yaprağının tozu uygulanır. Adaçayı, dıştan uygulandığında, yaprağın tozu uygulanır.</p>
<p>Bademcik iltihaplarına ve ülsere yardımcı</p>
<p>Adaçayı dıştan uygulandığında (Çalkalama ve Gargara), bademcik iltihabı, boğaz hastalıkları, diş iltihaplanmaları, yutak ve ağız boşluğu iltihaplanmalarında veya ülserlerinde özellikle önerilir. Eğer zamanında adaçayı kullanılmış olsaydı, pek çok çocukta ve yetişkinde bademcik ameliyatına gerek kalmayabilirdi. Bedenimizin polisleri olarak, zehirli maddeleri yakalayan ve zararsız hale getiren bademcikler alındığında, ağızdan giren zararlı maddeler doğruca böbreklere ulaşırlar. Adaçayı, sallanan dişlere, dişeti çekilmesine ve kanamasına karşı da (Çalkalama ve Gargara) başarıyla kullanılabilir veya bitki çayına batırılan pamuk hasta bölgelere uygulanır. Ayrıca dıştan kullanımda da, gargara ve çalkalamaların yanısıra yara kompresi olarak da kullanılabilir. Sinirli ve yorgun olan kişiler ve dölyatağı (rahim) hastalığı çeken kadınlar arada sırada adaçayı oturma banyoları almalıdırlar. Zayıf ve güçsüz çocuklara balla tatlandırılarak içirilir. Bu çay, tahriş kaynaklı öksürüklerde de başarılıdır. Şifalı bitki olarak kullanılmasının yanı sıra, adaçayının çok değerli bir baharat olduğunu ve böylece mutfaklara girdiğini de unutmamak gerekir.</p>
<p>Kullanış şekilleri</p>
<p>Çay hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış kuru yaprak, bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır ve üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak içilir. Taze bitki kullanılması durumunda 4-5 dakika demleme süresi yeterlidir.</p>
<p>Çalkalama/Gargara: 2-3 tatlı kaşığı kurutlmuş ve ince kıyılmış yaprak, 2 bardak soğuk suya eklenir ve ateşe konur. kaynamaya başlayınca ocaktan indirilir ve üstü kapalı olarak 15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde pek çok kere 5-10 dakika süreli gargaralar yapılır.</p>
<p>Tentür Kullanımı : Günde 3 kere, 15-20 damla kadar D2 inceltisindeki tentür, yarım kahve fincanı suya eklenerek alınır. Çay olarak kullanılabildiği her yerde tentür de kullanılabilir.</p>
<p>Karışımlar: Gargaralarda ve çalkalamalarda kekikle, sindirim sorunlarında ise Mayıs papatyası ile eşit oranda karıştırılır.</p>
<p>Adaçayı Sirkesi : Geniş ağızlı bir şişe, çayır adaçayı çiçeği ile doldurulur, çiçeklerin üstüne çıkacak kadar doğal üzüm sirkesi eklenir ve şişe 14 gün güneşte veya sıcak bir ortamda, arada bir çalkalanarak bekletilir ve süzülür.</p>
<p>Oturma banyosu : İki avuç dolusu yaprak soğuk suda gece boyunca bekletilir. Ertesi gün kaynama derecesine kadar ısıtılır, 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir.</p>
<p>Bu uyarılara dikkat!</p>
<p>Adaçayının aşırı kullanımında kan basıncı (tansiyon) yükselebilir. Dölyatağı (Rahim) kaslarını uyardığı için, gebelik sürecinde kullanılmaz. Annelerin süt üretimini durdurur. Önerilen dozajlara uyulduğunda, bilinen başka bir yan etkisi yoktur.<br />
<img class="alignnone" title="adacayı" src="http://www.resimvadisi.com/data/media/1719/adacayi.jpg" alt="" width="459" height="344" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aromaturk.com/saglik/273/adacayi-ve-faydalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çatlak ve Sarkmalar Nasıl Tedavi Olur ?</title>
		<link>http://www.aromaturk.com/saglik/271/catlak-ve-sarkmalar-nasil-tedavi-olur/</link>
		<comments>http://www.aromaturk.com/saglik/271/catlak-ve-sarkmalar-nasil-tedavi-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 13:54:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aromaturk.com/?p=271</guid>
		<description><![CDATA[Doğum sonrası veya kilo alıp verme sonucu meydana gelen kadınların büyük derdidir cilt çatlakları ve deri sarkmaları. Bu sarkma ve çatlaklar aslında kolay kolay geçmez.
Hemen hemen bütün kadınlarımızın sorunu olan sarkmalar yaşlanmanın etkisi olarak görülmekte ve psikolojik olarak yaşlılık belirtilerinin başlamasına neden olmakta.
Yaşlanmanın en kötü örneği olan sarkmalardan kurtulmak için kendi doktorumuz olabilir ve sarkmalarla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğum sonrası veya kilo alıp verme sonucu meydana gelen kadınların büyük derdidir cilt çatlakları ve deri sarkmaları. Bu sarkma ve çatlaklar aslında kolay kolay geçmez.</p>
<p>Hemen hemen bütün kadınlarımızın sorunu olan sarkmalar yaşlanmanın etkisi olarak görülmekte ve psikolojik olarak yaşlılık belirtilerinin başlamasına neden olmakta.</p>
<p>Yaşlanmanın en kötü örneği olan sarkmalardan kurtulmak için kendi doktorumuz olabilir ve sarkmalarla mücadele edebiliriz. Cildimizde sarkmalar oluşmadığı sürece kendimizi daha genç ve dinç hissetmemiz mümkün.</p>
<p>Cilt sarkmalarının nedeni yaş ilerlemesi olabileceği gibi aşırı kilo alıp vermelerinden de kaynaklanıyor olabilir. Sorunumuza çözüm bulabilmek için yapmamız gereken ilk şey sarkma nedenini çözmek olmalı. Sorunun neyden kaynaklandığını bildiğimiz sürece mücadele etmemiz daha kolay olacaktır.</p>
<p>Cildiniz esnekliğini kaybedip sarkmaya başlıyor ise acil önlemler almak gerekiyor demektir. Kadınlarımız genellikle böyle durumlarda pahalı kozmetik ürünlere yönelmektedirler. Aslında oldukça basit yöntemlerle de sarkmalar önlenebilir, süreç geciktirilebilir.</p>
<p>Alacağınız ilk önlemler arasında cildinize uygun olan bakım maskelerini bulup bunları evde kendi kendinize uygulamak, maske uygulamasının yanı sıra özellikle yüz ve boyun bölgesine uygulanacak olan masajlar yer alıyor.<br />
Evde uygulayabileceğiniz yumurta maskesi ile sarkma sürecini geciktirmeniz mümkün.</p>
<p>Gerekli Malzemeler:</p>
<p>- 2 adet yumurta akı</p>
<p>- 1 çorba kaşığı toz şeker</p>
<p>Hazırlanışı: 2 adet yumurta akını 1 çorba kaşığı toz şeker ile kar haline gelene kadar çırpın.</p>
<p>Temizlediğiniz cildinize pamuk yardımı ile bu karışımı sürün. 15 dakika beklettikten sonra ılık su ile ıslattığınız bir parça pamuk ile silin, ılık su ile yıkayın ve yumuşak tüylü bir havlu ile tampon yaparak kurulayın.</p>
<p>Düzenli şekilde uyguladığınız bu maske sonucunda cildinizde sıkılaşma göreceksiniz.</p>
<p><img class="alignnone" title="çatlak " src="http://www.saglikdoktorlari.com/dosyalar/p1.jpg" alt="" width="249" height="320" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aromaturk.com/saglik/271/catlak-ve-sarkmalar-nasil-tedavi-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yanlış beslenmek hasta ediyor</title>
		<link>http://www.aromaturk.com/saglik/252/yanlis-beslenmek-hasta-ediyor/</link>
		<comments>http://www.aromaturk.com/saglik/252/yanlis-beslenmek-hasta-ediyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 13:02:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aromaturk.com/?p=252</guid>
		<description><![CDATA[Bilerek ya da bilmeden yaptığımız bazı “beslenme yanlışları” sağlığımızı bozabilir. Çok şükür artık bunu hepimiz biliyoruz. Biliyoruz ama bazı yanlışları ısrarla yapmaya da devam ediyoruz.
Ayrıca ne kadar ilgili, bilgili ve dikkatli olursak olalım bazı tuzaklardan asla kurtulamıyoruz. Neticede yiyip içtiklerimizden keyif alıp mutlu olmak bir yana, “bir zarar görecek miyim” diye korkmaya başlıyoruz. Son günlerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.aromaturk.com/wp-content/uploads/2010/01/bess11.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-253" title="bess11" src="http://www.aromaturk.com/wp-content/uploads/2010/01/bess11-300x299.jpg" alt="" width="300" height="299" /></a>Bilerek ya da bilmeden yaptığımız bazı “beslenme yanlışları” sağlığımızı bozabilir. Çok şükür artık bunu hepimiz biliyoruz. Biliyoruz ama bazı yanlışları ısrarla yapmaya da devam ediyoruz.<br />
Ayrıca ne kadar ilgili, bilgili ve dikkatli olursak olalım bazı tuzaklardan asla kurtulamıyoruz. Neticede yiyip içtiklerimizden keyif alıp mutlu olmak bir yana, “bir zarar görecek miyim” diye korkmaya başlıyoruz. Son günlerde (biraz da medyada söylenenler, yazılıp çizilenler nedeniyle) “Nerede yanlış yapıyorum?” ya da “bir hata yapıyor muyum?” gibi soruları eskisinden daha sık sormaya başladık. ıyi de yapıyoruz. Çünkü yanlış beslenmekten kaynaklanan birçok hastalık, pek çok sağlık sorunu var.</p>
<p>SIK YAPILAN HATALAR</p>
<p>Beslenme yanlışlarımızın başında “ihtiyacımızdan çok gıda tüketmek” veya “hücrelerimize gereğinden fazla enerji yüklemek” var ama sorun sadece bununla da sınırlı değil: Mesela son yıllarda yiyeceklerimizin yapısı da çok fazla değişim gösteriyor. ıçlerinde çok fazla kimyasal maddeler var. Bunların kimi koruyucu, renk verici, tatlandırıcı, lezzet arttırıcı. Ayrıca eskiye oranla çok daha fazla şeker tüketmeye başladık. Bu bütün dünyada hızla büyüyen bir sorun. Zengin fakir fark etmiyor, her ülkede müthiş bir şeker tüketimi patlaması yaşanıyor. Özellikle mısır nişastasından elde edilen ucuz şeker çok önemli bir tehdit olarak sayılıyor. ıçtiğimiz meşrubatlardan, gazlı kolalı içeceklerden, gazozlardan meyve sularına, hazır çorbalardan gofret, bisküvi, çikolatalara kadar pek çok yiyecek tıka basa mısır şurubundan elde edilen yüksek fruktoz içerikli şekerle üretiliyor. Meşrubat tüketiminin artması, geleneksel içeceklerin (ayran, süt, su) yerini bol şekerli yeni nesil içeceklerin alması önemli bir sorun haline geldi.</p>
<p>VE DİĞERLERİ&#8230;</p>
<p>Muhtemelen yağ tüketimimiz de arttı. Toplam yağ tüketimi artmadıysa bile omega-6 zengini bitkisel yağları ve margarinleri eskisinden çok daha fazla yiyoruz. Bilhassa hazır ve paketlenmiş ürünler, fırın pastane işi besinler, fast food gıdalar da bu yağlardan istemediğiniz kadar var. Bu durum omega-3/omega-6 dengemizi altüst etti. Yağlardan kazanılan kalorileri çok fazla yükseltti.</p>
<p>Daha pek çok örnek verilebilir ama konunun özeti şudur: Son yıllarda beslenme alışkanlıklarımızda da ciddi değişimler var ve bunlar ciddi birer sağlık tehdidi haline gelmeye başladı.</p>
<p>İşimiz zor!</p>
<p>Eskisine göre çok daha fazla miktarda rafine şeker ve şeker eklenmiş şeyler yiyip içiyoruz. Beyaz un ve tuz kullanımımız sürekli artıyor. Bitkisel yağ tüketiminin çoğalması omega-3/omega-6 dengemizi bozuyor, bedenlerimizi baş edemeyeceği kadar yüksek oranda omega-6 yüküyle karşı karşıya bırakıyor. Yiyip içtiklerimizin her biri bir taraftan birer kalori bombası haline gelirken, diğer taraftan üretim, saklanma ve paketleme sürecindeki dikkatsizlikler nedeniyle vitamin ve mineraller içerikleri her gün biraz daha azalıyor.</p>
<p>Kısacası işimiz kolay değil. Beslenme yanlışlarının azaltılması yönünde ciddi bir bilgilendirme kampanyasına ihtiyacımız var. Bu kampanyanın öncelikle anneler, çocuk ve gençlerden başlaması gerekiyor. Yoksa sorun (maalesef) yalnızca kilo fazlalığı veya obezite problemiyle sınırlı kalmayacak. Daha bugünden işaretlerini gördüğümüz kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı ve kanser patlaması daha tehlikeli boyutlara varacak.</p>
<p>Yemek ve mutlu olmak</p>
<p>Yalnız doymak için değil, yediklerimizden keyif alıp mutlu olmak için de yiyoruz. Ülker Grubu’nun 50. yılında bize alıştırmaya çalıştığı fikir çok ama çok önemli. “Sıcacık bir bardak çaya batırılıp çıkarılan bir bisküviyi parçalayıp bölmeden, yarısını bardakta bırakıp, yarısını yere dökmeden yemek” benim de en sıcak çocukluk anılarımdan biridir. Doymak, yerken mutlu olmak, yiyip içtiklerimizden keyif almak ve aynı zamanda bu süreçten bir de “sağlık için de katkı payı” çıkarmak beslenmedeki temel amacımız olmalıdır. Ülker’in son tanıtım kampanyasında emeği geçenleri işte bu nedenle kutlamak lazım. Tebrikler&#8230;</p>
<p>Reflü ilaçları nereye kadar</p>
<p>Reflü hastalığında reçete ettiğimiz proton pompa inhibitörleri (PPI) yirmi yıldır tüm dünyada en yaygın olarak kullanılan ilaçlardandır. Bu ilaçlar uzun dönem kullanımda güvenlidirler. Bugüne kadar uzun süre PPI kullanımına bağlı kanser rapor edilmemiştir. Uzun dönem PPI kullanımına bağlı risklerden biri kalsiyum emilim bozukluğuna bağlı olarak gelişen spontan kemik kırıklarıdır. Bu ilaçları kullananlarda kırık riski 2 kat artmıştır. Yine uzun süre PPI alanlarda mide tavanında klinik önemi az olan polip oluşma riski vardır. Bu ilaçlar mide asidini baskıladığı için midedeki bakteri içeriği artar, ancak bunun da klinik önemi yoktur. Son çalışmalar PPI’ların bazı kan sulandırıcı ilaçların etkisini azaltabileceğini göstermiştir. Bu nedenle iki ilacı da kullanmak zorunda olan hastalar dikkatli olmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aromaturk.com/saglik/252/yanlis-beslenmek-hasta-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşte yaşlanmayı durduran besinler</title>
		<link>http://www.aromaturk.com/saglik/248/iste-yaslanmayi-durduran-besinler/</link>
		<comments>http://www.aromaturk.com/saglik/248/iste-yaslanmayi-durduran-besinler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 12:36:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aromaturk.com/?p=248</guid>
		<description><![CDATA[Vücudunuz 60&#8242;ınızda aklınıza geldiğinde herşey için çok geç olmuş olabilir. Oysa sağlıklı beslenerek olduğunuzdan 20 
Nilgün Yıldız yazıyor
 
yaş daha genç gösterebilirsiniz. Konuyla ilgili görüştüğümüz Dr. Hasan İnsel gençlik için Akdeniz tipi beslenmenin şart olduğunu söylüyor. Düzenli sağlık kontrollerinin önemine değinen İnsel, yaşlanmayı durduracak besinler hakkında da bilgi verdi.
Beslenme ile yaşlanma gerçekten bağlantılı mıdır? Beslenmenin yaşlılık üzerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vücudunuz 60&#8242;ınızda aklınıza geldiğinde herşey için çok geç olmuş olabilir. Oysa sağlıklı beslenerek olduğunuzdan 20 <br />
Nilgün Yıldız yazıyor<br />
 <br />
yaş daha genç gösterebilirsiniz. Konuyla ilgili görüştüğümüz Dr. Hasan İnsel gençlik için Akdeniz tipi beslenmenin şart olduğunu söylüyor. Düzenli sağlık kontrollerinin önemine değinen İnsel, yaşlanmayı durduracak besinler hakkında da bilgi verdi.</p>
<p>Beslenme ile yaşlanma gerçekten bağlantılı mıdır? Beslenmenin yaşlılık üzerinde nasıl bir etkisi vardır?<br />
Evet, yaşlılık ile beslenme arasında  gerçekten bir bağlantı vardır. Uygun ve yeterli bir beslenme tarzı ile yaşlanmanın etkileri engellenebilir, yavaşlatılabilir veya ortadan kaldırılabilir.  Beslenme sadece kaliteli yaşlanma değil, kronik hastalıkların da nedeni ya da tedavisi olabilir. Örneğin yapılan son araştırmalar gösteriyor ki kanserlerin oluşmasında  yanlış beslenmenin etkisi yüzde 30 gibi çok yüksek oranda. Bugün artık biliyoruz ki doğru ve bilinçli beslenme, hareketli yaşam ile birleştiğinde kilo kontrolü için en doğru yol. Kilo kontrolü de bugüne kadar bilinen en etkili antiaging önlem, yani gençliği koruyup, yılların etkilerini yavaşlatmanın ve saatleri durdurmanın en etkili yolu.</p>
<p>Akdeniz tarzı beslenme zamana meydan okuyor</p>
<p>Nasıl bir beslenme düzeni olmalıdır? <br />
Dr.Hasan İnsel&#8217;den ipuçları<br />
 </p>
<p>Genel olarak Akdeniz  tarzı beslenme düşünülmeli. Gün içerisinde ortalama 25-30 g posa alınmalı. Bunun için de günlük 5-9 porsiyon şeklinde sebze ve meyve tüketilmeli. Ekmek, makarna, pirinç gibi tahılların esmer olanları tercih edilmeli. Her gün 1 avuç kadar kavrulmamış fındık, ceviz ve badem gibi kuruyemişlerden yenilmeli. Haftada en az 2 kez kurufasulye, nohut, mercimek gibi bakliyat çeşitleri yenilmeli. Protein kaynağı olarak  kırmızı et yerine balık tercih edilmeli. Balık çeşitlerinden omega-3 miktarı daha yüksek olan somon, uskumru, ton, sardalya gibi yağlı balıklar  ın tüketimine dikkat edilmeli. Bunlara ek olarak günlük ihtiyacı olan sıvı tüketimi ihmal edilmemeli. Yemeklerin hazırlanmasında zeytinyağ, fındık yağı gibi bitkisel sıvı yağlar kullanılmalı. Bunların da miktarlarında aşırıya kaçılmamalı.</p>
<p>Hangi besinler ömrü uzatmaya yardımcı olur?<br />
Antiaging diyetin genel rehberi kalori kısıtlaması yapmak ve doymuş yağ alımını azaltmak, tuz ve şeker alımını kısıtlamakla birlikte rafine edilmemiş tahılların, yağlı balıkların ve taze sebze ve meyvelerin tüketimini arttırmaktır. Bu genel önerilere ek olarak antiaging&#8217;de rol oynayan spesifik besinler vardır ve bu besinler günlük beslenmede yer almalıdır:</p>
<p>AVOKADO<br />
Genellikle bir sebze gibi tüketilen bu meyve vücutta kötü kolesterol seviyelerinin azaltılmasına yardımcı olabilen faydalı tekli doymamış yağ asitlerinin iyi kaynağıdır. E vitamini deposu olarak avokado, cildin yaşlanmasını önler ve sağlıklı bir cilt yapısının oluşturulmasını sağlar. E vitamini aynı zamanda menapozal sıcak basmalarının da azaltılmasına yardımcı olur. Içeriğindeki potasyum ile ödem ve yüksek kan basıncını önler.</p>
<p>ORMAN MEYVELERİ<br />
Böğürtlen, ahududu, siyah üzüm, yaban mersini gibi koyu renkli meyveler serbest radikaller ve yaşlanma ile oluşan hasarlara karşı vücudun korunmasına yardımcı olan güçlü antioksidanlardan flavonoidler olarak bilinen fitokimyasalları içerir.</p>
<p>LAHANAGİLLER<br />
Lahanagiller ailesi lahana, brüksel lahanası, karnabahar, brokoli, karalahana, brüksel lahanası, turpdan oluşmaktadır. Bu sebzeler toksin ve kansere karşı vücudun savaşmasını karşı koymasını destekler. Bu sebzelerden günde en azından 100g kadar tüketilmelidir. Mümkünse çiğ veya az pişirilmiş olarak yenilmeli böylece önemli enzimleri bozulmadan kalır.</p>
<p>SARIMSAK<br />
Günde 1 diş çiğ sarımsak yemek, vücudu kanser ve kalp hastalıklarına karşı korunmaya yardımcı olabilir. Sarımsağın kardiyo koruyucu etkisi tescillenmiş olmakla birlikte yapılan bazı çalışmalarda kolesterol seviyelerini azalttığı ve aspirinden daha etkili bir şekilde kanı sulandırdığı saptanmış. Farklı çalışmalarda da her gün düzenli sarımsak yiyen kişilerin kansere yakalanma riski yemeyenlere göre yüzde 50 daha az bulunmuş.</p>
<p>ZERDEÇAL<br />
Zerdaçalın son zamanlarda yapılan çalışmalarda anti-inflamatuar ve antioksidan etkisi ile vücudun toksinlerle ve serbest radikallerle savaşmada önemli rolü olduğuna dair kanıtlanmış. Zerdaçalın karabiber ve zeytinyağ ile birlikte kullanılması emilimini arttırır. Salatalara 1 tatlı kaşığı kadar böyle bir karışım ile zenginleştirilebilir.</p>
<p>KURUYEMİŞLER<br />
Özellikle ceviz başta olmak üzere fındık, badem, yer fıstığı, şam fıstığı gibi birçok kuruyemiş çeşidi minerallerin iyi kaynağını oluşturmaktadır. Yüksek kalorisine rağmen bunlar potasyum, magnezyum, demir, çinko, bakır ve selenyumdan zengindir. Aynı zamanda kuruyemişlerin beslenmede yer alması sindirim ve immün sistemin fonksiyonlarını arttırabilir. Bunun yanısıra kolesterol seviyelerinin de kontrol edilmesine yardımcı olur. Küflenmiş yağlı tohumlardan sakınılmalıdır.</p>
<p>TAHILLI GIDALAR<br />
Tahıllar yani kompleks karbonhidratlar beslenmenin önemli bir kısmını oluşturmalıdırlar. Kepekli makarna, kepekli pirinç ve bulgur iyi bir kompleks karbonhidrattır. Posa içeriği yüksektir. Normal makarna ve pirince göre iki kat daha fazla B vitaminlerini içerirler. Bulgurun aynı zamanda protein içeriği zengindir. Şekerli ve işlenmiş gıdalar gibi basit karbonhidratlar ne kadar zararlıysa, tahıllar gibi komleks karbonhidratlar o derece yararlıdır.</p>
<p>Hangi besinlerden uzak durmalı?<br />
Yağda kızartılmış ve kavrulmuş yiyecekler fazla kalorilidir<br />
Tam yağlı süt ve süt ürünleri yerine az yağlı süt, yoğurt, peynir çeşitleri daha az doymuş yağ içerirler<br />
Rafine edilmiş besinler (beyaz ekmek, beyaz un, beyaz pirinç gibi) glisemik indeksi yüksek olduğundan insülin direnci oluşturabilir, kilo alınmasına neden olabilir<br />
Poğaça, börek, kek, kurabiye gibi fırıncılık ürünleri çokluk beyaz un, şeker ve yağ karışımları nedeniyle özellikle yaş ilerledikçe tolere edilmesi zorlaşır.<br />
Şekerli içecekler içeriğindeki fazla miktarda şekerden dolayı genel sağlığa negatif etkide bulunur.<br />
Katkı maddesi içerikli, işlenmiş yiyecekler (sosis, salam, sucuk, tütsülenmiş besinler) vücuttaki antioksidan kapasitesini azaltır.</p>
<p>Yaşlanmayı geciktirmek için başka neler yapılmalı?<br />
Yaşlanmayı geciktirmek için yapılması gerekenleri beş ana başlık altında toplayabiliriz, bunlardan biri zaten yukarıda anlatılan beslenme konusudur.</p>
<p>1) Yıllık sağlık kontrolleri yani check-up yapılması. Doktor tarafından yapılan önerilerin aynen uygulanması.<br />
2) Sağlık riskleri konularında bilgilenmek. Artık kişiler de sağlıklarından doktorlar kadar sorumlu olmalıdır ve doktorları ile el ele iş birliğinde sağlıklarında yön vermelidirler.<br />
3) Dengeli, bilinçli ve sağlıklı beslenmek, kilo kontrolü.<br />
4) Hareketli yaşam ve düzenli egzersiz yapılması.<br />
5) Pozitif yaşam ve stres yönetimi.</p>
<p>Bunların hepsi sağlığımıza eşit değerde katkı yapmaktadır. Bir tanesinin eksikliği diğerlerinin yararını çok azaltmaktadır. Bu nedenle hepsinin birlikte uygulanması bize sağlıklı ve uzun yılların kapısını açmaktadır.</p>
<p> <a href="http://www.aromaturk.com/wp-content/uploads/2010/01/bess.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-249" title="bess" src="http://www.aromaturk.com/wp-content/uploads/2010/01/bess-300x185.jpg" alt="" width="300" height="185" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aromaturk.com/saglik/248/iste-yaslanmayi-durduran-besinler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
