Soğuk kış günlerini yaşadığımız şu günlerde en popüler içeceklerden bir tanesi olan sahlebin olmazsa olmazı üstüne eklenen tarçın değil midir?
Kendine özgü müthiş kokusu, damakta bıraktığı kekremsi tadı, sevdiklerimizle yapılan muhabbetlerimize eşlik eder çoğu zaman.
Tarçın (cinnamon) yalnız bizim sahleplerimizin üstünü süsleyen lezzet olarak bize özgü değil, Uzak Doğu’ dan Amerika’ya kadar tüm coğrafyalarda insanların kullandığı ve sevdiği bir bitki olmuştur. Amerikaya geldiğimde en popüler tatlılardan bir tanesi olan churroslar (Ispanyol doughnutlar) benim ve oğlumun en vazgeçilmez tatlısı oldu.
Kökenini Sri Lanka’ dan alan tarçın, İpek Yolu ile Orta Asya’ya, oradan Avrupa’ya getirilmiştir. Eski Ahitte adı geçen, Mısırlıların, Yunanlıların ve Romalıların dini törenlerinde kullandıkları Tarçın o dönemin altın kadar önemli bir metası olmuştur.
Pekii tarih boyunca önemini hiç yitirmeyen tarçın her derdimize deva olabiliyor mu?
Bu sorunun yanıtını bilimsel çalışmalarda aramalıyız…
Şeker hastalığı olan 60 kişide yapılan bir araştırma sonucunun gösterdiği, tarçın kullanan hastaların şeker ve kolesterol düzeylerinde belirgin bir düzelme gözlemlendiği, bu gruptaki hastaların ilaç tedavisine daha az ihtiyaç duyduğu yönünde olmuştur.
Bir diğer çalışma ise 25 menopoz dönemindeki kadınlarda, 6 hafta süre ile tarçın kullanımı sonrasında, kontrol grubunda olan kadınlara göre değerlerinde bir değişiklik olmadığını göstermiştir.
Bilimsel çalışmalardan edindiğimiz bulgulara göre, tarçın, halen gizemini koruyan, severek kullandığımız bir baharat olmasına rağmen, tıbben tedavi olarak kullanılması ve faydasının olduğu kesin değildir.
Her ne kadar tarçının sağlığımıza olabileceği yararlara inanılsa ve bu konuda çalışmalar yapılıyorsa da, şahsi düşüncem, tarçının çok güzel bir lezzete sahip olduğudur.
